Celal Şengör: Dışkı yedirmek işkence değildir bir zevk meselesidir!? [Alıntı Haber]

Celal Şengör: Dışkı yedirmek işkence değildir bir zevk meselesidir!? [Alıntı Haber]

Armağan Çağlayan, Celal Şengör ile röportaj yapmış. İyi ki de yapmış, zira Şengör’ün bok yemeyi (bal gibi) sevdiğini başka türlü öğrenemezdik. Şengör insanlara zorla dışkı yedirilmesini bir tür işkence olarak görmüyor aksine bir tür fikir alışverişi olarak algılıyor. ABV Celal Şengör

Radikal‘den iktibas:

“Kenan Evren’in 12 Eylül’de yaptığı her şeyi onaylıyorum”, “Bu toplumu bir oligarşi yönetmeli”, “Hayatımda hiç ekmek almadım”, “İstanbullular aptallıklarından dolayı depremden korkmuyor”… Çarpıcı sözler jeoloji profesörü Celal Şengör’den. Armağan Çağlayan, Şengör ile son kitabı “Newton neden Türk değildi?” vesilesiyle buluştu…

Kitabın önsözünde diyorsunuz ki; bu noktaya cehalet yüzünden geldik.
Evet. Kesin yani! Türk milletinin şu anda içinde bulunduğu feci durumun tek nedeni cehalet. Başka hiçbir nedeni yok. Kendimizi idare edemiyoruz, çünkü cahiliz. Adam gibi bir sağlık sistemi geliştiremiyoruz, çünkü cahiliz. Ciddi bir sanayimiz yok, çünkü cahiliz. Birbirimizi kazıklayarak yaşayabileceğimizi düşünüyoruz, çünkü cahiliz. Bunun nereye gideceğini göremiyoruz!

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTE DEĞİL

Sizin Fatih Altaylı’yı elit olarak tanımlamanıza, çok şaşırdım.

Ee öyle, ne yapalım? Bir kere iyi bir aile çocuğu, iyi okumuş bir insan, Galatasaray mezunu, San Diego mezunu. Boğaziçi’ni saymıyorum çünkü üniversite değil. Ama Galatasaray önemli bir müessese, San Diego da palavra bir üniversite değil. Değil mi? La Jolla Oseanografi Enstitüsü’nün olduğu yer. Buralarda okumuş bu adam. Ondan sonra gelmiş, çok önemli adamlarla çok ciddi röportajlar yapmış. Ben Fatih’in yaptığı röportajlara bayıldıydım. Bu adam, adam gibi gazeteci. Ben hiçbir zaman Fatih’in yalakalık ettiğini görmedim.

Hocam siz kendinizi Türkiye’nin eliti olarak tanımlar mısınız?
Evet. Hem de o elitin en tepelerinde bir yerdeyim.

Başka kim var mesela?
İlber Ortaylı var. Yani hemen söyleyebileceğim… Murat Bardakçı var. Yani adam Osmanlı musikisi hakkında bir kitap yazdı. Harvard yayınladı.

EVREN’İN 12 EYLÜL DÖNEMİNDE YAPTIĞI HER ŞEYİ ONAYLIYORUM
Siz Kenan Evren’in cenazesine çelenk gönderdiğiniz için de…
Evet, bizzat gidemediğim için… Çünkü vefatını havada öğrendim. Strasbourg’a uçuyordum. Hostes geldi “Bir şey soracağım” dedim, “Kenan Paşa ağırlaşmış gece” dedim. “Haber var mı?”  deyince kız böyle baktı, “Vefat etti efendim” dedi. “Yapma yahu” dedim. “Yani şunu havaalanında öğreneydim, gitmezdim toplantıya, Ankara’ya, cenazesine giderdim” dedim.

O kadar…
A, tabii tabii… Komutanın cenazesine giderdim. Ve Strasbourg’a iner inmez eşimi aradım.

Hocam bu şu anlama geliyor mu: Kenan Evren’in 12 Eylül döneminde yaptığı her şeyi onaylıyorum.
Her şeyi tasvip ediyorum! Evet, istisnasız.

Şaka yapıyorsunuz.
Hayır, efendim.

Evet ama…
Her yaptığını onaylıyorum kardeşim. Ben çünkü 12 Eylül sürecini yaşadım.

Hocam Diyarbakır’da, Mamak’ta cezaevlerinde yapılan…
Her şeyi! Bak kardeşim! İhtilal ne demektir biliyor musun sen? Devrim ne demektir? Darbe? Zorla bir işi yapmak demektir! Kusura bakmasın kimse. Eğer ondan önce günde 20 kişi öldürülüyorsa İstanbul’da, ülkenin başbakanıyla ana muhalefet başkanı bir cenazede bir araya gelip birbirleriyle konuşmamak için sırt sırta dönüyorlarsa, bunu gazeteciler tespit edip gazetelere yazıyor ve bu heriflerin de kılı kıpırdamıyorsa, okula giden çocuklar her okula gittiklerinde kapıda okullarını bekleyen jandarma görüyorlarsa, aman bir şey olmasın diye… Okuldan çocukları gelen anneler, “Aman bugün de canlı geldi, çok şükür yarabbim” diyorlarsa, her yapılan haktır kardeşim. Hiç! Yani ben bu memlekette, Deniz Gezmiş gibi bir eşkıyaya kahraman denildiğini gördüm! Yuh be! Yani ama ben normal bir devlet ve toplum düzeninden bakıyorum. İnsanların adam gibi işlerine gittikleri, öldürülecek korkusuyla yaşamadıkları, düşündüklerini rahatça söyleyebildikleri.

Evet ama bu gene de insanların, efendim tırnaklarını çekmek…
Yahu! Kardeşim…

DIŞKI YEDİRMEK İŞKENCE DEĞİL
İnsanlara dışkısını yedirmek gibi..
Hayır, hayır bir dakika. Bir kere dışkısını yedirmek işkence değil.

Nasıl değil?
Ben bal gibi yerim. Niye biliyor musun?

Yapmayın hocam.
Ben bunların yendiğini gördüm. Bir gün San Diego Hayvanat Bahçesi’nde goriller birbirlerine dışkılarını ikram ediyorlardı. Onlar da bizim gibi primatlar. Gayet güzel, hiçbir şey de olmaz. Meselâ jeolojinin kurucularından olan William Buckland’ın hayvanlar âlemindeki her şeyi tatmak gibi bir merakı vardı: Dışkı ve sidikler dâhil. Bu bilgisi sayesinde Napoli’de San Gennaro’nun kanı zannedilerek kutsal bir mucizenin olduğu sanılan bir yerde akan şeyin kan değil, yarasa sidiği olduğunu teşhis ederek, kutsal mucizenin de palavra olduğunu ispat etmişti! Yani dışkı pis bir şey değil ki. Sen sidiğini içmez misin?

Hayır hocam, niye içeyim?
Ama içen var. Yaşayabilmek için. Hattâ ‘House MD’ dizisini seyrettiysen, orada sevgilisinin hastalığını teşhis edebilmek için Antarktika’daki genç bir teknisyen, kızın hastalığını uzaktan teşhis etmek zorunda kalan Dr. House’un, Skype’ta isteği üzerine sevgilisinin idrarını tadıyor!

Kaynak ve röportajın tamamı için: http://www.radikal.com.tr/yazarlar/armagan-caglayan/diski-yedirmek-iskence-degildir-1477196/

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s