1900 ilk çeyreğinden bağzı tuvaletografik anılar – Adil Hikmet Bey

1914 yılında Türk birliğini sağlama çalışmalarının bir parçası olarak, Enver Paşa tarafından Orta Asya’ya gönderilen 5 görevliden birisi olan Adil Hikmet Bey’in anıları kesinlikle çok ilginç ve çok 57884sürükleyici. Adil Hikmet ve arkadaşlarının Hindistan’da başlayan maceraları sırasıyla Doğu Türkistan, Kırgızistan, Taklamokan, Hoten, Şangay, Hamburg güzergahları üzerinde devam ediyor ve 1921 yılında İstanbul’da son buluyor.

Bu süreçte Ruslar tarafından yakalanıp idamla dahi yargılanıyorlar. Ruslar tarafından yakalanan Adil Hikmet ve arkadaşları infaz için Taş Kırgan mevkindeki karakoldan, Pamir yaylasını yararak, Oş Endican yolu üzerinden Taşkent’e sevk ediyorlar. Haklarında çıkan idam kararından dolayı kaçmayı düşünen beşli için tek kurtuluş kaçmakta, lakin uçsuz bucaksız ve zorlu koşulların hüküm sürdüğü bu coğrafyada açlık tehlikesi onları hep kaçmaktan alıkoyuyor. Her engel bir yana, en çok da açlıkla nasıl baş edebileceklerini bilemiyorlar ve bundan ötürü harekete geçemiyorlar, tam bu sırada:

“Çok yüksek tepeler üzerinde ilerliyorduk. Tazyik-i havanın az olmasindan dolayı güçlükle nefes aldığımız bir tepeye Emrullah Bey, Katrilyon tepesi namını vernıişti. Bu tepeyi aşar aşmaz Huda-yınabit (Allah vergisi) bir yabani soğan tarlasına tesadüf ettik. Bu bir nimet idi. Her vakit katık bulamıyorduk. Hazreti Musa’ya ve ümmetine gökten Menn u Selva* indiği gibi bize de yerden soğan çıkmıştı. Menn dedikleri sarı çamuru tababet bugün müshil olarak kullanmaktadır. Bilmem ki o ümmet bunun nesini sevmişti? Soğan ise hiç olmazsa bol su içirirdi. Ötekine nazaran at’ime-yi nefisedendi (nefis yemeklerdendi). Toplıyabildiğimiz kadar soğan topladık. Esasen vücudumuzun vitamine ihtiyacı vardı. Bu ihtiyacı soğanla tatmin edebilirdi” (sayfa 133)

*Menn ve Helva Menn kudret helvası, Selva da bıldırcına benzer bir kuştur. Bunlar, İsrailoğullarının Sina yarımadasındaki Tih sahrasında bulundukları zamanlarda Allah’ın onlara ihsanıydı (Ş.N.).

Uzun lafın kısası kaçmayı başarıp türlü türlü olaylarla karşılaşan Adil Hikmet ve adamları bu sefer de Hoten şehrinin kapısına gelirler. Şehre girmeye çekiniriler zira Hoten yedi senedir  taun (veba) illetinden muzdariptir. Adil Hikmet Bey’in yazdığına göre salgının görüldüğü bu yedi senede toplam 100.000 kişi bu hastalıktan hayatını kaybetmiş. Adil Hikmet ve arkadaşları şehrin eteklerine geldiklerinde, salgın yedinci yılında olmasına rağmen illet hala günde 100 kişinin canını alıyormuş. Sonuçta mecbur kalırlar şehre girerler:

“Hoten uleması ne cahil kişilerdir! Hoten şehri evvelce çok mamur imiş, İlçi Türkleriyle, Moğollara payitaht bile olmuş, sonra veba yüzünden bir harabe haline gelmiştir. Şehir çok pistir. Her caddede umumi helalar vardır. Bu helalar bütün taaffünatı (kokuları) neşreder. Evlerde de temizlik ve sıhhat yoktur. Her tarafta mebzul miktarda hastalık cürsumeleri (mikropları) vardır. Ulema denilen sınıf halkın üzerinde tamamen hakim ve nafizdir (etkilidir). Bunlar da “En nezafetu mine’l- iman”ı [“Temizlik imandandır” Ş.N. ] takdir edemiyecek kadar bilgisizdirler. Ulemanın yalnız çok bariz bir sıfatları vardır. Zevklerine ve · şehvetlerine ifrat (aşırı) derecede -düşkündürler. Bunlar uydurma hadislerle bütün vicdanlara hükmederler. Ahaliye telkin ettiklerine göre ziynet (süs), alayiş (gösteriş) ve nezafet (temizlik) haramdır. Bir adamın yeni ve temiz elbise ile gezmesi “Bu adam şeytana kapılmıştır. Tekebbür (kibir) şeytana layıktır” ithamıyla karşılanır. Evlerin badana edilmesi bile sahiplerinin tekfirine (kafir ilan edilmesine) sebep olur. Bu münasebetle bütün evler dahilen ve· haricen kara toprakla sıvalıdır. Ancak bazı genç fikirliler bu örümcekli kafaların hükümlerine itibar etmezler ve nisbeten temiz gezdikleri gibi evlerinin tavanlarıni alçı tezyinatı ile süslerler. Ta’addüd-i zevcat (çok karılılık) son derecede çoktur. Hocalar tarafından zehirlenmiş olan bir kısım halk, iki günde bir kadın alır ve boşar. Zevceliğe (kanlığa) intihab olunan (seçilen) kızlar arasında dokuz yaşında masumlar doludur. Bu şer’i bir fuhuştur. Ulema bunu hayvani şehvetlerine uygun gördüklerinden: “-Kadınlar” derler. “İnsanların hevasını teskin için yaradılmışlardır. Hakkında hadis vardır.”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s