işin geekçesi

Çok sevdiğim bir arkadaşım var, oyuncu. Ğ diyelim adına. Kendisi bilgisayarla alakalı okunabilecek bütün seviyeleri okumus bir yüksek mühendis. Dün kendisine oyun dünyasına nasıl girdiğini sordum. Sormalıydım, çünkü bir çocuğum olursa onu nelerden korumalıyım bilmem lazım, değil mi? Hatt-ı zatında oyunlara karşı bir gıcıklığım yok. Fakat her buluşmada muhakkak bir kaç oyun dükkanına gitmek, en az bir oyunun baştan aşağı bütün kurallarını dinlemek (adam bir de akademisyen olunca yarım bırakamıyor algoritmayı tabii, kodda boşluk yok) ve en az bir oyun (boardgame) oynamak gibi yükümlülüklerle gelen arkadaşlıkları sonuç veriyor bu durum. E ama geek olur çocuk mazallah, tureng‘in yorumladığı şekliyle: ‘zeki ama anti-sosyal’.

Ğ bir kafe bulmuş Paris’te, gidelim dedi, itiraz etmedim. Tanıyanlarınız bilir, çok az itiraz ederim. Kafenin adı La Dernière Bar Avant La Fin Du Monde. Yani ‘dünyanın sonundan önceki son bar’. İnanmayanlar için ahan da kocaman web sayt:

(dostum kafe demişsin ama burası bar? demeyin, bana kafe dendi, hatta geek-cafe.) Şöyle bir yer:

Image

Oturduk, bir şeyler yedik içtik vesaire derken tuvalete gittim. Tuvalete inen merdivenlerde şu güzide eserle karşılaştım:

Image

Dalga geçmeyin lan adi dadaistler dedim içimden devam ettim, aklımda şu görüntüler vardı:

Image

Neyse tuvalette sadece pisuvar vardı. Bu aralar adet böyle. Ve pisuvarların üstünde ortalama erkek boyunda (kaç cm acaba tam olarak?) olanlar için tam göz hizasına yerleştirilmiş iPad-vari fakat muhakkak daha sofistike ekranlar vardı. Kısa sürdü işim ama afedersiniz bir bok anlamadım ekrandan. Bir şeyler oldu, motosiklet yarışı gibi. Amaan geek işte nolcak dedim geri döndüm Ğ’nin yanına. 1989 isminde bir politik strateji oyunu oynuyoruz. Ben kominisim, Ğ demokrat (oyunun isimlendirmesi, ben bilmem valla), Doğu Avrupa’nın kaderini belirliyoruz falan.

1989 Dawn of Freedom Meğersem Ted Torgerson ve Jason Matthews tarafından dizayn edilmiş bir oyunmuş

1989 Dawn of Freedom, meğersem Ted Torgerson ve Jason Matthews tarafından dizayn edilmiş bir oyunmuş

Oynun bir yerinde, bir aydınlanma geldi, sağdan sağdan. Dikeldim. Ruhum yenilendi. ‘Yoksa?’ dedim sadece. Kendi kendime dedim bunu, zira o sırada Ğ Macar entelektüellerine bir şeyler yazdırıyordu sanırım, bir hinlikler peşinde yine. Artık tek isteğim tuvalete geri dönmekti. Emindim, ekrandaki bir yarıştı ve ben aslında beş para etmez çişimle yarışıyordum! Hemen buzlu şeftalili çayı diktim ve bir kaç dakika sonra geri döndüm harikalar diyarına.

Kayak yapıyormuşuz aslında, şu şekıl:

Acaba yendim miydi ilk oynumda ben? Bütün diğer motosikletleri yendim miydi?

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s